korkuyu beklerken. oğuz atay 'ın iletişim yayınlarından çıkan bütün eserleri serisinin 4. kitabı. beyaz mantolu adam, demiryolu hikayecileri-bir rüya ve unutulan gibi muhteşem öyküleri içinde barındıran bir oğuz atay kitabı. kişiyi yoğun buhranlara itsede, tekrar tekrar okunarak kütüphanedeki en çok yıpranmış kitap Google, ünlü yazar Oğuz Atay'ın 86. yaş günü için doodle hazırladı.Tutunamayanlar, Korkuyu Beklerken, Tehlikeli Oyunlar gibi kitapların yazarı, Türk edebiyatının önemli 84) KORKUYU BEKLERKEN - OĞUZ ATAY. İletişim Yayınları. 196 sayfa. Korkuyu Beklerken, Oğuz Atay’ın tek hikaye kitabı ve içinde sekiz hikaye barındırıyor. Kitap ismini, aynı isimli hikayeden almış ki benim favorilerimden biri kendisi. Korkuyu Beklerken’le birlikte, Unutulan’da benim için üst sırada yer alıyor. Oğuz Atay, 12 Ekim 1934 yılında Kastamonu ili İnebolu ilçesinde doğmuş 13 Aralık 1977 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir. Türk Roman, Öykü ve Oyun yazarı olan Oğuz ATAY’ın Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Korkuyu Beklerken, Bir Bilim Adamının Romanı gibi eserleri bulunmaktadır. Edebiyatımızın en önemli isimlerinden biri hiç şüphesiz Oğuz Atay'dır. Yaşadığı dönemde tam olarak hak ettiği değeri görememiş olsa da her eseriyle okuyuculara eşsiz bir şölen sunmaktadır. Korkuyu Beklerken kitabı Bütün Eserleri serisinin 4. kitabıdır. Kitap farklı 8 hikayeden oluşuyor. Her hikayesi birbirinden güzel ve derin anlamları olan Korkuyu Beklerken'den SdrYivj. Error 522 Ray ID 73949b863de14218 • 2022-08-11 230427 UTC AmsterdamCloudflare Working What happened? The initial connection between Cloudflare's network and the origin web server timed out. As a result, the web page can not be displayed. What can I do? If you're a visitor of this website Please try again in a few minutes. If you're the owner of this website Contact your hosting provider letting them know your web server is not completing requests. An Error 522 means that the request was able to connect to your web server, but that the request didn't finish. The most likely cause is that something on your server is hogging resources. Additional troubleshooting information here. Cloudflare Ray ID 73949b863de14218 • Your IP • Performance & security by Cloudflare Tutunamayanlar, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı gibi eserleriyle hatırladığımız Oğuz Atay’ın kitaplarından etkileyici sözleri derledik. Oğuz Atay’ın 5 Unutulmaz Eserinden Etkileyici Alıntılar isimli yazımıza da göz atmanızı öneriyoruz. “Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir kitapları koruma derneği kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli…” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Paris, 1950 “Kelimelerden önce de yalnızlık vardı kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık… Kelimenin bittiği yerden başladı. Kelimeler yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık kelimeyle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler, yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde eriyip kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe yalnızlık büyüdü, dayanılmaz oldu.” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Nazaré, Portugal, 1956 “İki yaşında geçirdiği sıtmanın etkisiyle hızlı koşamadığı için saklambaç oyunlarında sık sık ebe olmaktan kurtulamadı. Bu ebeyle, onu dünyaya getiren ebe arasındaki ilişkiyi bir türlü bulamadı.” Tutunamayanlar “Buraya rüyalarımızı gerçekleştirmek gerçek cenneti kurmak ve kötü hayalleri kovmak üzere toplanmış bulunuyoruz onları gözyaşlarımızla mı eğlendireceğiz onlar bu çeşit eğlenceyi daha çok severler ama ne ağladık ne ağladık diye heyecandan titrerler birbirlerine anlattıkça oysa biz onlara cenneti sunacağız cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir birbirlerine aldırmaları birbirlerinin farkında olmaları demektir sen beni dinleyeceksin sayın yetkili benim reyimle oraya geldin bana kulak vereceksin yanımdan hışım gibi özel muhafızların ve kurşun işlemez camlı arabalarınla rüzgar gibi geçmeyeceksin öyle sahte bir samimiyet de istemiyorum benimle el sıkışırken resimler çektirmen gereksiz…” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Le Pont Neuf, Paris, 1948 “Yaşasın papatyalar; canım papatyalar. Seviyorum sizleri. Sizler ki bütün kış toprağın altında, yalnız bizi düşünürsünüz ve ilkbaharda hemen seriliverirsiniz ayaklarımızın altına. Canımlarım benim. Seviyorum sizleri insan kardeşlerim. Durup dururken seviyorum işte. Sevip duruyorum. Kollarımı açıp bütün insanlığı kucaklıyorum. Papatyalar gibi sizi koparıp göğsümde tutmak istiyorum…” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Paris, 1948 “Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür. Elbette, çok gelişmiş milletler, kötülükten de bir şeyler çıkarıp, onu az gelişmiş milletlere ihraç etmek yolunu bilmektedirler. Kötülüğü rasyonalize edip, ya da sanat eserlerinde dondurup, hayata ait bir canlılık bulmaktadırlar kötülükte. Burada, tek korunma yolu, kötülüğün üstünden akıp gitmesini sağlamaktır. Benim gibi, az gelişmiş bir ilk okul öğrencisinin de başarabileceği tek şey buydu. Kötülüğe kayıtsız kaldım; ona içimde yer vermedim. Kara ekmeği yemek zorundaydım; ama kötü şiiri okumadan da yaşayabilirdim.” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Bateaux sur la Seine Inondation à Paris, 1987 “Beklenmedik bir zamanda. Beklenmedik hiçbir şey olmaz. Hiçbir zaman beklenmedik bir olayla karşılaşmaz insan. Olaylara rastlamak için yolunu sen değiştirdin. Karşı kaldırıma geçtin.” Tutunamayanlar “Ben bir noktaysam… odanın ortasında durdu. Şu anda odanın köşegenlerinin kesim noktasında bulunuyorum. Bütün köşelere sesleniyorum içinizden birinde kalmış bir tutunamayan var mı?” Tutunamayanlar “Bir gün bütün değer yargıları değişecek ve yargılananlar yargıç, eziyet edenler de suçlu sandalyesine oturacaklardır ve onlar o kadar utanacaklar, o kadar utanacaklardır ki utançlarının ve suçlarının ağırlığı yüzünden ayağa kalkamayacaklardır.” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Stairway In Montmartre, Paris, 1952 “Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkâra bir fark gözetmeden kötülük ederler. Ne yazık onlara ki duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar. Ne yazık onlara ki kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar. Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur. Unutulacaklardır” Tutunamayanlar Édouard Boubat, Portugal, 1956 “Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.” Tehlikeli Oyunlar “Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır.” Tehlikeli Oyunlar Édouard Boubat, Place St. Sulpice, Paris, 1947 “Ağzının, güzel dudaklarının yanında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum.” Tehlikeli Oyunlar “Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun?” Tehlikeli Oyunlar “Herkes hafızasından, hafızasının zayıf olduğundan kolaylıkla şikayet eder; fakat asla zekasından yakınmaz. Bilmez ki hafıza, zekanın bir unsurudur.” Bir Bilim Adamının Romanı Édouard Boubat, Paris, 1948 “Evet, akıl, hareketlerimize rehber olamıyor. Peki beyler, bu akıl denen şeyden biraz olsun da yararlanamaz mısınız? Yoksa hepinizi kaldırıp atmalı mı? Yoksa rahat etmek için aklı mı kaldırıp atmalı? Doğrusu ikisini de atmaya gönlüm razı olmuyor.” Bir Bilim Adamının Romanı “Zaten bu büyük alemde kendimizi ayrı ayrı düşünecek olsak mutlak değerimiz sanki nedir… Eğer birimizin bir kıymeti varsa, o da diğerinin ona verdiği değerdir… Aşk muhakkak derin bir dostlukla başlar.” Bir Bilim Adamının Romanı Édouard Boubat, Paris, 1999 “Herşey öğretilebilir. İyi yaşamak için neler yapmalı? Bunu bile öğretebiliriz insanlara. Çünkü İyi yaşamak da bilgiye dayanır. Bunu da göstermeliyim sizlere. Çünkü ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir. Onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz. Nasıl yaşamak gerektiği de sezdirmeden öğretilebilir onlara. Hayatın yaşamaya değer olduğu öğretilebilir. Güzel sanatların da, edebiyatın da büyük ve güzel şeylerin de varolduğunu öğrenmeli insanlarımız.” Bir Bilim Adamının Romanı “Artık hayatta yeteri kadar acı var, insanlar bunu görmek için tiyatroya gitmezler artık.” Oyunlarla Yaşayanlar “Büyük kalpler nedense çok zayıf oluyor…” Oyunlarla Yaşayanlar Édouard Boubat, Paris, Parc de Saint Cloud, 1981 “… Ey zavallı milletim dinle! Şu anda hepimiz burada seni kurtarmak için toplanmış bulunuyoruz. Çünkü ey milletim, senin hakkında az gelişmiştir, geri kalmıştır gibi söylentiler dolaşıyor. Ey sevgili milletim! Neden böyle yapıyorsun? Neden az gelişiyorsun? Niçin bizden geri kalıyorsun? Bizler bu kadar çok gelişirken geri kaldığın için utanmıyor musun? Hiç düşünmüyor musun ki, sen neden geri kalıyorsun diye düşünmek yüzünden, biz de istediğimiz kadar ilerleyemiyoruz. Bu milletin hali ne olacak diye hayatı kendimize zehir ediyoruz.” Oyunlarla Yaşayanlar Édouard Boubat, 1946 “Kendimize isimler vermeyelim, yaptığımız işlerle varolalım, bunun dışında kalan bütün sahte unvanları, kurumları, insanın kendini üstün bir şey saymasına yol açan düzenleri yok sayalım…” Oyunlarla Yaşayanlar Édouard Boubat, Paris, 1957 “Önce tarikatlara baktım Bunlar, can sıkıcı yollar bulmuşlardı, bütün dertleri Allah’a varmaktı. Ruh temizliği, nefsin kötülüklerinden kurtulmak, birliğe varmak Allah’la bir olmak, O’nun yüzünü şurada burada görmek için belirsiz amaçlan, elle tutulması güç metodarla gerçekleştirmek için gereksiz yorgunluklara katlanmışlardı. Hepsinin de birbiriyle ilgisi vardı, işin aslı da anlaşılmıyordu. Yüzyıllardır bu kadar insan, saçlarını kesip kesmemek ya da belirli günlerde su içmemek için mi bir araya gelmişti? Sonra, kötülük neredeydi, kötülük? Görünüşte hep sevgi, ahlak, güzellik sözleri vardı ama, bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten bir kötülük doğmalıydı. Sonra, bunların neden aralan açılmıştı peki? Allah’a giden yolda kaç basamak olduğu konusunda mı?” Korkuyu Beklerken Édouard Boubat, Fransa, Concarneau, 1948 “Bir yerden sevmeye devam edebilir miydim? Çünkü sevmek, yarıda kalan bir kitaba devam etmek gibi kolay bir iş değildi. Ya hiç sevmemişsem bugüne kadar? Bir kitaba yeniden başlamak gibi, sevmeye yeniden başlamak pek kolay sayılmazdı herhalde.” Korkuyu Beklerken Édouard Boubat, Paris, Pont des Arts Aşıklar Köprüsü, 1990 “Yalnız yaşayan insanların, kendilerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır.” Korkuyu Beklerken “Ne zaman vaktin var? dedi. Her zaman. Ona bu sözü söylemedim tabii. Her zaman vakti olanlara saygı duyulmaz.” Korkuyu Beklerken Édouard Boubat. Paris, 1950 “Beni anlamıyorlardı. Zarar yok. Zaten beni, daha kimler anlamadı.” Korkuyu Beklerken “Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? Onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? Anlamaz, görünüşe kapılır, anlamaz. Başkasına rastladığım için, bu yeni ilişkinin her şeyi unutturduğunu düşünür. Oysa her şeyi hatırlıyorum.” Korkuyu Beklerken Édouard Boubat, Paris, 1986 “İyi şeyler birdenbire olur; bu kadar bekletmez insanı. Sürüncemede kalan heyecanlardan ancak kötü şeyler çıkar. Ya da hiçbir şey çıkmaz.” Korkuyu Beklerken Édouard Boubat, Pont des Arts, Paris, 1955 “Bu dünya geçicidir. Bu dünyada elde etmek ve korumak bir insan için sadece kısa ömrü için gereklidir. Bunu unutmamalı. Mezarlıklar bu nedenle gözümüzün önünde bulunmalı. Evimizin bahçesinde, sokağın köşesinde tek mezarlar yer almalı. Her şey geçicidir. Belgeler gereksizdir, unutulacak ayrıntıları yazmak anlamsızdır. Belki de unutmak esastır. Öğrenmek, kendini tanımak mutsuzluktur.” Günlük Édouard Boubat, Gare Saint-Lazare, Paris, 1958 “Neyin ne olduğu, hangi suçun cezası ne kadar olduğu bilinmemelidir. Fakat herkes her an, suç işlediği halde kendisine taviz verildiğini hissettiği için başı önünde dolaşır insanımız. Bizim ilk günahımız budur Cezalandırılmayan küçük günahların toplamı, hoşgörümüz de budur. Ayrıca devlet de aynı suçluluk duygusu içinde müeyyideleri uygulamaz. Bu bakımdan bağışlayıcıdır. Karşılıklı bir oyundur bu. Bağışlanmayan tek suç, bu oyunu fark etmek, bu oyuna karşı çıkmaktır. Gerçeği aramaktır. Bilim bunun için tehlikelidir, felsefe bunun için tehlikelidir, deneme bunun için tehlikelidir, roman ve hikâye bunun için tehlikelidir. Belirli kalıplar içinde kalan şiir bunun için tehlikesizdir. Taklitçi olmayan Batıcılık bunun için tehlikelidir. Gerçeği arayan Doğu bunun için tehlikelidir…” Günlük Yazdığı kitaplarla Türk Edebiyatı’nda büyük izler bırakan Oğuz Atay, 12 Ekim tarihinde dünyaya geldi. Tutunamayanlar adlı kitabıyla hala popülerliğini koruyan usta yazar Oğuz Atay doğum gününde anılıyor. Peki, Oğuz Atay kimdir? Oğuz Atay ne zaman, kaç yaşında öldü? İşte, Oğuz Atay kitapları ve şiirleri, Oğuz Atay biyografisi... OĞUZ ATAY KİMDİR? Oğuz Atay 12 Ekim 1934’te İnebolu Kastamonu’da doğdu. Babası, VI., VII dönem Sinop, VIII. Dönem Kastamonu Milletvekilliği yapan Cemil Atay'dır. 1951′de bugünkü adı Ankara Koleji olan Ankara Maarif Kolejini, 1957′de de İTÜ İnşaat Fakültesi'ni bitirdi. Üç yıl sonra İDMMA İstanbul Devlet Mühendislik ve Mimarlık Akademisi şimdiki Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Bölümü'nde öğretim üyesi oldu. 1975′te doçent olan Atay, Topografya adlı bir de mesleki kitap yazdı. Çeşitli dergi ve gazetelerde makale ve söyleşileri yayınlandı. Oğuz Atay, Tutunamayanların 1971-72′de yayınlanmasından sonra, önemli bir tartışmanın odak noktası oldu. Bu romanıyla 1970 TRT Roman Ödülünü kazandı. Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olan Tutunamayanlar, eleştirmen Berna Moran tarafından, “hem söyledikleri hem de söyleyiş biçimiyle bir başkaldırı” olarak nitelendirilmiştir. Moran'a göre Tutunamayanlar'daki edebi yetkinlik, Türk romanını çağdaş roman anlayışıyla aynı hizaya getirmiş ve ona çok şey kazandırmıştır. Atay'ın büyük etki yaratan eseri Tutunamayanlar'ı 1973′te yayınladığı Tehlikeli Oyunlar adlı ikinci romanı izlemiştir. Hikâyelerini Korkuyu Beklerken başlığı altında toplayan Atay, 1911-1967 yılları arasında yaşamış Prof. Mustafa İnan'ın hayatı konu eden Bir Bilim Adamının Romanını 1975 yılında yayımlamıştır. 1973 yılında yayımlanan Oyunlarla Yaşayanlar adlı oyunu Devlet Tiyatrosu'nda sahnelenmiştir. Atay, beyninde çıkan bir tümör nedeniyle büyük projesi “Türkiye'nin Ruhu“nu yazamadan 13 Aralık 1977′de, İstanbul'da hayatını kaybetmiştir. Edirnekapı Sakızağacı Mezarlığı'na defnedildi. Öldükten sonra 1987′de Günlük, 1998′de ise Eylembilim adlı kitapları yayımlanmıştır. Sağlığında hiçbir kitabı ikinci baskı bile yapamayan Atay'ın kitapları ölümünden sonra büyük ilgi gördü ve defalarca basıldı. Yıldız Ecevit'in hazırladığı Oğuz Atay biyografisi Ben Buradayım… 2005 yılında yayınlandı. Türk edebiyatında yazdığı Tutunamayanlar ile post-modern tarzda eser veren ilk yazar Oğuz Atay'dır. Oğuz Atay, özellikle Tutunamayanlar romanında, modern şehir yaşamı içinde bireyin yaşadığı yalnızlığı, toplumdan kopuşları ve toplumsal ahlaka,kalıplaşmış düşüncelere yabancılaşan, tutunamayan bireylerin iç dünyasını anlatır. Yapıtları eleştiri, mizah ve ironi barındırır. Kastamonu Valiliği kendisi adına 2007 yılından beri Oğuz Atay Edebiyat ödülleri vermektedir. OĞUZ ATAY YAYINLANMIŞ ESERLERİ Tutunamayanlar 1972 Tehlikeli Oyunlar 1973 Bir Bilim Adamının Romanı 1975 Korkuyu Beklerken 1975 Oyunlarla Yaşayanlar 1975 Günlük 1987 Eylembilim 1998 OĞUZ ATAY HAKKINDAKİ ELEŞTİRİ VE MAKALELER Türk Romanında Postmodernist Açılımlar, Yıldız Ecevit, İletişim Yayınları, 2001, İstanbul. “Ben Buradayım” – Oğuz Atay’ın Biyografik ve Kurmaca Dünyası, Yıldız Ecevit, İletişim Yayınları, 2005, İstanbul. Oğuz Atay’a Armağan – Türk Edebiyatının “Oyun/Bozan”ı, yayına hazırlayan Handan İnci, İletişim Yayınları, İstanbul 2007. Nabokov'dan Oğuz Atay'a Tutunamayanlar'da Solgun Ateş' İzleri, Ramazan Gülendam–Bahadır Sürelli, Varlık, 1151, 31-37 2003. “Yapıtları ve Yaşamıyla Oğuz Atay”, Hasan Uygun, Mavi Melek, sayı44, 05/02/2010. “Korkuyu Beklerken Gelenler” Oğuz Atay Öyküleri Üzerine Yazılar, derleyen Hilmi Tezgör. Oğuz Atay Romandaki düşünce, Feridun Andaç, 1 Aralık 2015. Oğuz Atay’ın Dünyası, Tatjana Seyppel, İletişim Yayınları, 1989, İstanbul. Oğuz Atay İçin Bir Sempozyum, Handan İnci-Elif Türker, İletişim Yayınları, 2009, İstanbul. 13-14 Aralık 2007 tarihlerindeki sempozyumun genişletilmiş basımı. HAKKINDA AZ BİLİNENLER – Babası 11 sene CHP’den milletvekilliği yaptı. Ailsi ile 1940’ların başı… – Gençlk yıllarında karikatürle ilgilendi – En sevdiği yazarlar Dostoyevski ve Kafka’ydı. – İlk romanı Tutunamayanlar’ı ilk okuyan Vüs’at O. Bener’di. – Tutunamayan kitabındaki karakterler aslında kendi hayatından arkadaşlarıydı. – En büyük hayranlarından biri Orhan Pamuk’tu – Kısa film yönetmenliği de yaptı. Ancak çektiği film kayboldu. – Kaybolan Günlüğü Marmara Üniversitesi’nden bir öğrencinin çantasından çıktı. – Son sözleri “Sevinmeyin, daha ölmedim” oldu. Ölüm onu Mecidiyeköy’deki arkadaşı Altay Gündüz’ün evinde yakalamıştır. Oğuz Atay banyodadır ve uzun süre çıkmaz, bu durumdan endişe duyan ev halkı seslenir ve “Sevinmeyin, daha ölmedim.” cevabının muzipliğiyle gülmeye koyulurlar. Aradan bir süre daha geçer ve Oğuz Atay dışarı çıkmaz. Bunlar yazarın son sözleridir. Oğuz Atay, Türk Edebiyatı’na yön vermiş, kaleminin ucundan kelimeler değil dünyalar çıkarmayı başaran usta yazarımız. Bu yazımızda sizler için usta yazar Oğuz Atay Sözleri ve kitaplarından yaptığımız alıntılarını derledik. Özellikle Tutunamayanlar adlı romanı ülkemizde en çok satılan kitaplar arasında yerini almıştır. Oğuz Atay büyük bir kelime ustasıdır. Romanlarının her cümlesinde büyük anlamlar vardır. Oğuz Atay Tutunamayanlar Sözleri popüler kültürde Poyraz Karayel dizisinde sıkça kullanılmıştır hatta tabiri caiz ise belli bir kitleye Oğuz Atay’ı tanıtmıştır. Aynı zamanda Korkuyu Beklerken, Tehlikeli Oyunlar, Bir Bilim Adamının Romanı gibi eserleri bulunan Oğuz Atay’dan Alıntılar da yazımızın sonunda mevcuttur. İşte Türk Edebiyatı’nın mihenk taşlarından bir tanesi olan Oğuz Atay’dan alıntılar ve Tablosu1 Oğuz Atay Sözleri2 Oğuz Atay Tutunamayanlar Sözleri3 Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar Sözleri4 Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı Sözleri5 Oğuz Atay Korkuyu Beklerken SözleriOnunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Kalbimdeyken nasıl aklımda yaralar efendim? Tutunurken öyle oldu Olric. Ya yüreğindeki yaralar efendim? Tutulurken öyle oldu Olric! Peki ya gözlerindeki suskunluk; ne efendim. Hiç dokunma. Sus çıkmıyor, aklım çıkıyor. O çıkmıyor!Ben iç dünyama dönüyorum. Orada hayal kırıklığına yer çözemeyen kişi kendi dışında hiçbir sorunu düzmece oyun sona ermeli. Kendi benliğimizi bulmalıyız. Yol verip yakarmaktan vazgeçmeliyiz. Rüyalarımızı gerçekleştirmeye çalışmamalıyız, gerçekleri rüya yapmalıyız. Çelişikşiz dikensiz ve düzgün rüyalarımızı yaşamalıyız. Sözümüzün eri olmalıyız kırılacak kafaları kırmalıyız. Bize acınmadığı için acımamalıyız. Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir?Zaten senin hiçin’ fesat… Onunla ne zaman lades oynasak hep o kazandı. Kalbimdeyken nasıl aklımda yağıyor Olric, ıslanıyor etraf ağlasak kimse anlamaz değil mi ? Anlamaz efendimiz. Anlasa ne olur ? Utanırız efendim..! Sevmeyi göze alan utanırmıymış Olric !Sen bir saksı çiçeğisin. Yapraklarını birbirine sürterek varlığını duyamazsın. Bir ormanda olmalıydın. Ölünceye kadar yerinden kımıldamayacağını bilen bir ağacın rahatlığını duymalıydınKimsenin yaşantısını beğenmedim. Kendime uygun bir yaşantı da başı ve sonu belliydi; hiç olmazsa ortasını denilen yaratık çok kıvrak bir şey diye düşündüm ağır ağır. Seyretmek ve farkına varmak daha güzel. Hiç kimseyi anlamıyorum İnsanların arasına karışıp onlara uyduğum için de kendimde nefret ediyorumEn tehlikeli kelime аmа’dır. Önceden söylenen her söylemi veyа kelimeyi öldürür! Meselа, seni seviyorum аmа kimseyi uyandırmadan sessizce yola koyulurdum; gezici din adamları gibi. Yalnızlığın dinini gelecek planlarımı hayattan gizli yapıyorum. Sanki hayat, işini gücünü bırakıp planlarımı bozmak için herşeyi anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya bir şans daha verme, sevgine layık olmayana. Merak etme, aşk yürek işidir ve yüreği olmayanın kalbi kırılmaz bazı insanlar vardır en çamurlu yerlerden bile kolalı beyaz gömleklerini ve açık renk pantolonlarını kirletmeden çıkarlar. Böyle adamlar hayatta başarıya şiirlere, şarkılara, filmlere, kitaplara tutunuyor. Sanırım artık insan tutunamıyor insana…Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek “Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda…”Şu anda sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim, gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek seni tanıdığıma çok sevindim kendi senin bilinçaltı karanlıklarına ittiğin ve gerçekleşmesinden korktuğun kirli arzuların, ben senin bilinçaltı ormanlarının tarzan’ı! Yemeye geldim seni. Benden kurtulamazsın. Ben, senin vicdan azabınım!İçimden şehirler geçiyor, sen her durakta duruyor, ağır kelimeler; kimse yerinden göstermem üzüntümü. Gündüz gülerim, geceleri yalnız ağlarım.‎Siz bilmezsiniz albayım insanlık tek başına kollarımda can verdi. yanında kimseler bütün insanlığın önünde eğilerek özür diliyorum beni yanlışlıkla çıkardılar sahneyeİnsanlar bozuk para gibidir. İki seçenek vardır; yazı ya da tura. Bir yüzünü gösterirken bize diğer yüzünü zaman çok seversek, bir gün o da çekip gider mi?Sizinle uzun uzun konuşmak, size bütün dertlerimi anlatmak isterdim. Aslında. çok yalnız bir insanım efendim. Arkadaşların yok mu? diyeceksiniz. Onlara arkadaş demek gerekirse, var!Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım; mürekkeple yazılmışlar oysa Ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla iç sahteliklerini örtmek amacıyla giriştikleri kibarlık çabaları içindeyim hep geç geliyor; geldiği zaman da insan başka yerlerde size Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum Atay Tutunamayanlar Sözleri“Kitapçıların ve çiçekçilerin bazı özellikleri olmalıdır Olric. Gelişigüzel insanlar bu mesleklerin içine girmemeli. Kitaplar ve çiçekler özel itina isteyen varlıklardır. Ne yazık, bu meslekler de artık olur olmaz kimselerin elinde, sattıklarıyla ilgileri olmayan kişilerin. Durmadan kitaplara ve çiçeklere eziyet ederler, onlara nasıl davranılacağını bilmezler. Bana kalırsa, bir kitapları koruma derneği kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli…”“Öldükten sonra insanların bir yerde buluştuklarını söyleyenlere inanmak isterdim. Yaşarken, ne sıkıcı ve soluk insanlarla birlikte geçiriyoruz ömrümüzü. Hiç olmazsa öldükten sonra, aralarında bulunmaktan zevk alacağımız insanlarla yaşasaydık.”“Bizi başkaları anlamaz sevgi. Başkalarının aklı başkadır. Bu yüzden ikimizi hep garip bakışlarla süzmüşlerdir. Şimdi beni de garip, bakışlarla süzenler var. Ben onlara aldırmıyorum. İnsanların beni beğenip beğenmemeleri umurumda değil artık. Ben kendimi tanımakla ilgiliyim.”“Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım. Bana acımayın. Ben kötüyüm; sizlere karşı kötü duygular besledim içimden. Beceriksizliğimden uygulayamadım kötü düşüncelerimi.” “Hep geçer diyorlar ya Olric. Sence geçer mi? Geçer elbet efendim bazısı teğet geçer bazısı deler geçer, bazısı deşer geçer, bazısı parçalar geçer. Ama mutlaka geçer.”“İnsan nedir bilir misin Olric? Nedir efendimiz? Ağaçları kesip onlardan kâğıt yapan sonra da o kâğıtlara “ağaçları koruyunuz” yazandır.”“Sen acıyı biriktirmeyi seversin Olric. Sen biriktirmeyi seversin. Hadi devam et şimdi, kuru yaprakları. Deniz taşlarını. Gözyaşını. Sorulamamış soruları. Senden kalan sesleri. Yaşanamamış paylaşılmışlıkları. Birlikte harcamak üzere kalbinde biriktirilmiş zamanları ve hüznü. Ve özlemi biriktirmeye.”“Buraya rüyalarımızı gerçekleştirmek gerçek cenneti kurmak ve kötü hayalleri kovmak üzere toplanmış bulunuyoruz onları gözyaşlarımızla mı eğlendireceğiz onlar bu çeşit eğlenceyi daha çok severler ama ne ağladık ne ağladık diye heyecandan titrerler birbirlerine anlattıkça oysa biz onlara cenneti sunacağız cennet muhallebiden duvarlar demek değildir sayın yetkili cennet insanların birbirlerini dinlemeleri demektir birbirlerine aldırmaları birbirlerinin farkında olmaları demektir sen beni dinleyeceksin sayın yetkili benim reyimle oraya geldin bana kulak vereceksin yanımdan hışım gibi özel muhafızların ve kurşun işlemez camlı arabalarınla rüzgar gibi geçmeyeceksin öyle sahte bir samimiyet de istemiyorum benimle el sıkışırken resimler çektirmen gereksiz…” “Yaşasın papatyalar; canım papatyalar. Seviyorum sizleri. Sizler ki bütün kış toprağın altında, yalnız bizi düşünürsünüz ve ilkbaharda hemen seriliverirsiniz ayaklarımızın altına. Canımlarım benim. Seviyorum sizleri insan kardeşlerim. Durup dururken seviyorum işte. Sevip duruyorum. Kollarımı açıp bütün insanlığı kucaklıyorum. Papatyalar gibi sizi koparıp göğsümde tutmak istiyorum…”En kötüsü, hayır demeyi öğrenemedim. Yemeğe kal, dediler kaldım. Oysa, kalınmaz. Onlar biraz ısrar ederler; sen biraz nazlanırsın. Sonunda kalkıp gidilir. Her söylenileni ciddiye almak yok mu, şu sözünün eri olmak yok mu; bitirdi, yıktı beni.”“Kötülükten ancak kötülük çıkar. Bayağılık insan ruhunu öldürür. Elbette, çok gelişmiş milletler, kötülükten de bir şeyler çıkarıp, onu az gelişmiş milletlere ihraç etmek yolunu bilmektedirler. Kötülüğü rasyonalize edip, ya da sanat eserlerinde dondurup, hayata ait bir canlılık bulmaktadırlar kötülükte. Burada, tek korunma yolu, kötülüğün üstünden akıp gitmesini sağlamaktır. Benim gibi, az gelişmiş bir ilk okul öğrencisinin de başarabileceği tek şey buydu. Kötülüğe kayıtsız kaldım; ona içimde yer vermedim. Kara ekmeği yemek zorundaydım; ama kötü şiiri okumadan da yaşayabilirdim.”“Ne yazık onlara ki kalpleri temiz olmadığı için herkesi kötü sanırlar ve günahsıza ve günahkâra bir fark gözetmeden kötülük ederler. Ne yazık onlara ki duygulu çekingenliği korkaklık, samimiyeti yaltaklanma ve yardımı bir baskı sayarlar. Ne yazık onlara ki kendilerine açılan saf bir kalbi zaaflarından istifade edilecek, istismar edilecek bir akılsız sayarlar. Onların, geleceği yaratan insanlar arasında yeri yoktur. Unutulacaklardır.” Oğuz Atay Tehlikeli Oyunlar Sözleri“Fakat, Allah kahretsin, insan anlatmak istiyor albayım; böyle budalaca bir özleme kapılıyor. Bir yandan da hiç konuşmak istemiyor. Tıpkı oyunlardaki gibi çelişik duyguların altında eziliyor. Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Fakat albayım, adresimi bilmeden beni nasıl bulup anlayacaklar? Sorarım size Nasıl? Kim bilecek benim insanlardan kaçtığımı? Ben ölmek istiyorum sayın albayım, ölmek. Bir yandan da göz ucuyla ölümümün nasıl karşılanacağını seyretmek istiyorum. Tehlikeli oyunlar oynamak istiyor insan; bir yandan da kılına zarar gelsin istemiyor. Küçük oyunlar istemiyorum albayım.”“Bazı insanlar bazı şeyleri hayatlarıyla değil, ölümleriyle ortaya koymak durumundadır. Bu bir çeşit alın yazısıdır. Bu alın yazısı da başkaları tarafından okunamazsa hem ölünür ve hem de dünya bu ölümün anlamını bilmez; bu da bir alın yazısıdır ve en acıklı olanıdır. Bir alın yazısı da ölümün anlamını bilerek, ona bu anlamı vermesini beceremeden ölmektir ki, bazı müelliflere göre bu durum daha acıklıdır.” “Ağzının, güzel dudaklarının yanında bir gülümseme yaratmak için, ne uzun yollardan geçiyorsun. Kendinden veriyorsun ve durmadan eksiliyorsun. Oysa bazı insanlar, oldukları gibi kalarak, elde ederler istediklerini. Ben, kanımı damla damla süzerek veriyorum.”Fotoğraf çekilirken, nedense kendimizi gülümsemek zorunda hissediyoruz. Yani aslında ona bile mutluluk oyunu oynuyoruz.“Beni anlamalısın. Çünkü ben kitap değilim, çünkü ben öldükten sonra kimse beni okuyamaz, yaşarken anlaşılmaya mecburum.”“Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor anlıyor musun?” Oğuz Atay Bir Bilim Adamının Romanı Sözleri“Evet, akıl, hareketlerimize rehber olamıyor. Peki beyler, bu akıl denen şeyden biraz olsun da yararlanamaz mısınız? Yoksa hepinizi kaldırıp atmalı mı? Yoksa rahat etmek için aklı mı kaldırıp atmalı? Doğrusu ikisini de atmaya gönlüm razı olmuyor.”“Canım bilirsin sanıyorum lisede inek derler böylelerine. Teknik Üniversitede de kuş diye çağırırlarmış çalışkan öğrencileri. Böyle garip kuşlara iyi gözle bakılmaz; hele bir de ders kitaplarının dışında bir şeyler okumaya kalkarlarsa… en azından kurulu düzen bozulur diye korkulduğu için hiç acınmaz bunlara. Böyle ukalalara hemen haddini bildirir kalabalık Bu kuşlar arkadaşlık yuvasından atılır. Onun için kimse kuş ya da inek görünmemeye çabalar Aman çalıştığım anlaşılmasın, aman insanlığıma leke sürülmesin. … Okullarda her sınıf ikiye ayrılır böylece dedi profesör; Herkes kendi toplumunda yaşar iki ayrı millet gibi. Kuşlarda ötekileri küçümser tabii. Güldü Şu iki milleti aynı bayrak altında toplayabilseydik, belki biz de bilim savaşında bazı toprakları ele geçirebilirdik.”“Evet, akıl, hareketlerimize rehber olamıyor. Peki beyler, bu akıl denen şeyden biraz olsun da yararlanamaz mısınız? Yoksa hepinizi kaldırıp atmalı mı? Yoksa rahat etmek için aklı mı kaldırıp atmalı? Doğrusu ikisini de atmaya gönlüm razı olmuyor.”“Her şey öğretilebilir. İyi yaşamak için neler yapmalı? Bunu bile öğretebiliriz insanlara. Çünkü İyi yaşamak da bilgiye dayanır. Bunu da göstermeliyim sizlere. Çünkü ülkemizin insanları daha yaşamanın acemisidir. Onlara insan gibi yaşaması öğretilmemiştir henüz. Nasıl yaşamak gerektiği de sezdirmeden öğretilebilir onlara. Hayatın yaşamaya değer olduğu öğretilebilir. Güzel sanatların da, edebiyatın da büyük ve güzel şeylerin de varolduğunu öğrenmeli insanlarımız.” “İnsan öğrendikçe, bildikçe evrenselleşir.”Oğuz Atay Korkuyu Beklerken Sözleri“Önce tarikatlara baktım Bunlar, can sıkıcı yollar bulmuşlardı, bütün dertleri Allah’a varmaktı. Ruh temizliği, nefsin kötülüklerinden kurtulmak, birliğe varmak Allah’la bir olmak, O’nun yüzünü şurada burada görmek için belirsiz amaçlan, elle tutulması güç metodarla gerçekleştirmek için gereksiz yorgunluklara katlanmışlardı. Hepsinin de birbiriyle ilgisi vardı, işin aslı da anlaşılmıyordu. Yüzyıllardır bu kadar insan, saçlarını kesip kesmemek ya da belirli günlerde su içmemek için mi bir araya gelmişti? Sonra, kötülük neredeydi, kötülük? Görünüşte hep sevgi, ahlak, güzellik sözleri vardı ama, bir yerde kötülük olmalıydı; gizlilikten bir kötülük doğmalıydı. Sonra, bunların neden aralan açılmıştı peki? Allah’a giden yolda kaç basamak olduğu konusunda mı?”“Şimdi onu nasıl inandırabilirim bütün bu süreyi onunla birlikte yaşadığıma? Onu unutmuş gibi yaşarken onu düşündüğüme? Anlamaz, görünüşe kapılır, anlamaz. Başkasına rastladığım için, bu yeni ilişkinin her şeyi unutturduğunu düşünür. Oysa her şeyi hatırlıyorum.”Bu yazımızda sizler için Oğuz Atay sözleri ve alıntılarını derledik. Daha fazla söz ve alıntı için bloğumuzu takipte kalın. Sayfamızda Oğuz Atay Sözleri, Oğuz Atay Kitap Sözleri, Oğuz Atay Eserlerinden Alıntılar, Tutunamayanlar ile İlgili Sözler ve Oğuz Atay En Anlamlı Sözleri Yer Almaktadır. Şu anda, sana güzel bir söz söyleyebilmek için, on bin kitap okumuş olmayı isterdim” dedi Gene de az gelişmiş bir cümle söylemeden içim rahat etmeyecek “Seni tanıdığıma çok sevindim kendi çapımda…” Tutunamayanlar -Biliyor musun Olric benim birçok dostum var. Görüyorum efendimiz, sırtınızda izleri var hepsinin. Tutunamayanlar İlk yalanı söyledikten sonra bir daha konuşmamalı insan. Tutunamayanlar Artık yaşamak istemiyorum Olric. Onların istediği gibi yaşamak istemiyorum… Tutunamayanlar Sahte olmaktansa yaşamamak iyidir. Tutunamayanlar Benim gibi okusaydınız, kirli sokakları, yosunlu duvarları, çarpık taşlı binaları severdiniz. Tutunamayanlar Yol uzun ve zahmetli. Bana müsaade… Tutunamayanlar İnsan nedir bilir misin Olric?” “Nedir efendimiz?” “Ağaçları kesip onlardan kâğıt yapan sonra da o kâğıtlara “ağaçları koruyunuz,” yazandır. Tutunamayanlar Normal bir insan olmaya zorladılar, bana boş yere vakit kaybettirdiler. Olmayınca da anormal dediler. Tutunamayanlar Seni tanımadan önce ağaçların çiçek açtığı ve yaprak döktüğü mevsimleri hep kaçırırdım. Tutunamayanlar Başkalarının yaptıklarını silmeye çalıştım, mürekkeple yazmışlar; oysa ben kurşun kalem silgisiydim, azaldığımla kaldım. Tutunamayanlar Gülümseyeceksin, bekleyeceksin ve hiçbir zaman ümide kapılmayacaksın. Tutunamayanlar Hafiftim, güzeldim, rüya gibiydim; bakmasını bilmedi. Tutunamayanlar Cennet, insanların birbirlerini dinlemeleri demektir, birbirlerine aldırmaları, birbirlerinin farkında olmaları demektir. Tutunamayanlar Ne işim var bu dünyada benim? Tutunamayanlar Bana kalırsa, bir “Kitapları Koruma Derneği” kurmalı ve kitaplara kötü muamele edilmesini önlemeli. Herkes bu işi yapamaz. Bazı zalim insanlar, bin bir itina ile hazırlanan o çiçek gibi kitapları alırlar, hiçbir koruyucu tabakaya sarmadan, evet olduğu gibi, üst üste koyarlar; sonra kalın ve çirkin bir iple bağlarlar. Zavallı kitapların, özellikle en üstte ve en altta kalanları, bu işlem sırasında kurban edilirler; kapaklarının üstünde haç biçimi yaralar meydana gelir. Kaba taşıyıcılar da onları oradan oraya fırlatırlar. Lekeler ve buruşukluklar kitapları incitir. Kapaklar, dizgiler, baskılar için gösterilen bunca itinaya yazık olmaz mı? Satıcılar da gelişigüzel dizerler onları; isimlerini bile öğrenmeden. Onlar için en iyi kitap, en çok satılan kitaptır. Müşterinin ne biçim bir insan olduğuna bakmadan,yalnız en çok satılan kitapları överler onlara. Bu adamları bir imtihandan geçirerek yeterlik belgesi verilmeli Olric. Herkes kitap satmamalı. Tutunamayanlar Sensin ümidi bütün karanlıkların. Tutunamayanlar Hani yarınlar güzel olurdu diyorlardı Olric. Bu yaşadığımız günde dünün yarını değil mi? Tutunamayanlar İnsanlar çok bozdu Olric. Ben bu düzene ayak uyduramıyorum. Bu yüzyıl kusma hissi uyandırıyor … İnsanlık öldü tabutunu kaldıracak insan bulunamıyor… Tutunamayanlar Dünya değişiyor… Ayak uydurmazsan kayboldun demektir. Tutunamayanlar Hayata dayanamadığımız için espri yapıyoruz. Tutunamayanlar Meyhaneler işportacı psikiyatristlerle dolu. Tutunamayanlar Arkana bakma Olric .. Kimin geldiği önemli değil, kimin gelmediği de… Tutunamayanlar Araya biraz zaman, zamanla biraz boşluk girdi mi; kaldığın yerden devam edemezsin hiçbir an. Tutunamayanlar Tehlikeli Oyunlar Kitap Sözleri Yalnızlığına iyi bak, sahip çık. Kaç kişinin emeği var onda kim bilir… Tehlikeli Oyunlar Ruhumu okuyor albayım. Yüz kırk ikinci sayfaya kadar geldi. Tehlikeli Oyunlar Yoruldum albayım, yoruldum yoruldum yoruldum. Tehlikeli Oyunlar Kendilerine yazık edenler, zamanın her şeyi nasıl halledeceğini bilemeyenlerdi. Tehlikeli Oyunlar Ne ağır kelimeler; kimse yerinden oynatamaz. Tehlikeli Oyunlar Düşüncemin duvarlarına resimler asmak isterdim. Tehlikeli Oyunlar Gömleğin tüm düğmelerini yanlış iliklemek gibidir, bazı insanları sevmek. En başından beri yanlış yaptığını, sonuna gelmeden anlayamıyorsun. Tehlikeli Oyunlar Fakat benim de sevmeğe hakkım yok mu albayım? Yok. Peki albayım. Ben de susarım o zaman. Gecekondumda oturur, anlaşılmayı beklerim. Tehlikeli Oyunlar Beklenen geç geliyor, geldiği sırada insan başka yerlerde oluyor. Tehlikeli Oyunlar İnsanlık öldü. Belki de hiç yaşamamıştı. Tehlikeli Oyunlar Sevgili Bilge, Bana bir mektup yazmış olsaydın, ben de sana cevap vermiş olsaydım. Ya da son buluşmamızda büyük bir fırtına kopmuş olsaydı aramızda ve birçok söz yarım kalsaydı, birçok mesele çözüme bağlanmadan büyük bir öfke ve şiddet içinde ayrılmış olsaydık da yazmak, anlatmak, birbirini seven iki insan olarak konuşmak kaçınılmaz olsaydı. Tehlikeli Oyunlar Annem, benim ölümden korktuğumu bilirdi; bunu bildiği halde gene de ölmüştü. Tehlikeli Oyunlar Korkuyu Beklerken Kitap Alıntıları Param vardı, yiyeceğim vardı, kitabım, evim her şeyim vardı; fakat isteğim yoktu. Korkuyu Beklerken Ölümü bekliyorum. Bu arada vaktimi boş geçirmemek için, okuyorum. Korkuyu Beklerken Kendime deli süsü veriyordum; başka çarem yoktu. Korkuyu Beklerken Kelimeler bile yan yana gelerek beni tanımlamak istemezlerdi. Korkuyu Beklerken Kafam cam kırıklarıyla dolu doktor. Bu nedenle beynimin her hareketinde düşüncelerim acıyor. Korkuyu Beklerken Ağlamayı da bıraktım, sigarayı bırakamadım. Okumayı bıraktım, düşünmeyi bırakamadım. Korkuyu Beklerken Daha iyi olabilecek miyim? demeye dilim varmıyor, buna cesaret edemiyorum. Çünkü, denedim efendim, olmadı. Korkuyu Beklerken Yalnızlığı yaşayan insanların, kendi içlerinde başlayıp biten eğlenceleri vardır. Korkuyu Beklerken Buldum Yalnız kalmaktan korkunca yalnızlığım artıyor. Korkuyu Beklerken Yalnızlığımın yalnız bana zararı dokundu. Korkuyu Beklerken Beni anlamıyorlardı zararı yok. Zaten beni daha kimler anlamadı…” Korkuyu Beklerken Bir Bilim Adamının Romanı Alıntıları Mektubunu derhal açamadım. Bir müddet yanımda dolaştırdım. Okusam derhal bitecekti. Bir Bilim Adamının Romanı Düşünme tembelliği de ne kadar yaygınlaştı son günlerde. Bir Bilim Adamının Romanı Bir üniversiteye gir bakalım, işlerin neden yapılmaması, yürütülmemesi gerektiği hakkında çok akıl hocası bulursun. Ve memleketin haline öyle üzülmeye başlarsın ki üzülmekten başka bir şey yapmaya gücün kalmaz. Ülkeyi kurtarma heyecanından tıkanıklığı kalırsın. Bir Bilim Adamının Romanı Eskiden güneşin doğuşu ile korkularım dağılırdı. Şimdi her sabah yeni korkularla uyanıyorum. Tutunamayanlar

oğuz atay korkuyu beklerken sözleri