rengarenkev yapimi yaŞ pasta Gıda boyası kullanmadan, rengarenk yaş pasta yapmak isteyenler için yaş pasta tarifi Malzemeler Pandispanya keki 3 yumurta 1,5 su bardağı şeker 3/4 su bardağı zeytinyağı []
Anidenoluşan öfke patlamaları, kendi dediğini yaptırma konusunda inatlaşmalar, her şeye ‘hayır’ demeler, kendini yerden yere atmalar, durdurulamayan ağlama krizleri, çok hızlı değişen duygu geçişleri 2 yaş sendromu her çocukta görülse de aynı şiddette seyretmiyor. Aniden oluşan öfke
ÇocukGelişim Uzmanı Uzm. Çg. Ayşenur Bekaroğlu “Çocuklarda takvim yaşı olarak 5 yaşında olup, duygusal yaşı 2, zekası 3, psikomotor becerilerde 4 yaş düzeyinde olabilmektedir. nasıl yemek yedirilmeli, nasıl uyutulmalı, ağlama krizleri nasıl çözülmeli, tuvalet eğitimi nasıl verilmeli, gelişimi için okula
Budönemsel zorluklardan biri de 2 yaş sendromudur. Anne babaların İki yaş sendromunda çocuğa nasıl davranılmaları gerektiğini bilmeleri bu
Hipertansiyon Hipertansiyonun nedeni %90-95 bilinmemektedir, %5-10’luk kısımda ise bir nedene bağlı (sekonder) hipertansiyon söz konusudur. Hastaların azımsanmayacak kadar büyük bir çoğunluğu kan basıncının yüksek olduğunun farkında değildir. Bu durum mortalite ve morbiditenin artmasına neden olmaktadır.
mA8BCl. Aniden oluşan öfke patlamaları, kendi dediğini yaptırma konusunda inatlaşmalar, her şeye hayır’ demeler, kendini yerden yere atmalar, durdurulamayan ağlama krizleri, çok hızlı değişen duygu geçişleri… Oyuncak için ağlama krizleri yaşarken bir anda başka bir şeye yönelerek susmak… Hiç beklenmedik bir şeye yoğun öfke krizleriyle karşılık vermek… Ebeveynleri oldukça yoran ve kaygıya sürükleyebilen bu davranışlar, çocukların bebeklikten çıkıp kendilerini birey olarak kabul ettirmeye çalıştıkları 2 yaş sendromu’nun tipik belirtilerini oluşturuyor. Bu dönemde kişiliklerini ispat etmek isteyen çocuklar inatçı ve saldırgan tavırlar sergileyebiliyor, ebeveynleriyle zıtlaşabiliyorlar. Gelişimsel olarak 18 ayda başlayan ve 36 aya kadar devam eden 2 yaş sendromu’ her çocukta görülse de aynı şiddette seyretmiyor. Bunun nedeni ise her çocuğun mizaç olarak farklı olmalarının yanı sıra ebeveynlerinin da farklı tutumlar sergilemeleri. Acıbadem Dr. Şinasi Can Kadıköy Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, çocuklarda 2 yaş sendromu’nun ebeveynler tarafından dikkatle yönetilmesi gereken önemli bir süreç olduğunu belirterek, “Sendrom adıyla duyduğumuz bu süreç aslında bebeklikten çocukluğa geçişin yansımasıdır ve özerkleşme çabasıyla çok sağlıklı bir gelişimin parçasıdır. 2 yaş sendromu’nu ergenlikten önceki ilk bireyselleşme süreci olarak da nitelendirebiliriz. Ebeveynlere itiraz etmeden de onlardan ayrışmak, bireyselleşmek mümkün değildir. Çocuğun ağlaması, öfkelenmesi veya inatlaşması değil anne ile babanın verdiği davranışsal tepkiler süreci daha zorlayıcı hale getirebiliyor. Çocuklardaki bu süreci rekabet ve güç savaşına dönüştürmemek gerekiyor. Aksi halde çocuğun bireyselleşme süreci sekteye uğrayabiliyor ve çocuk ebeveynlerinin sevgisini kaybetmemek için bebeksi pozisyonda kalma çabasına girebiliyor.” diyor. Öfke patlamalarını yarıda kesmeyin! Çocuklarda 2 yaş sendromu’nda ağlama krizlerine ve öfke patlamalarına alan açmak, bir başka deyişle içinden gelen yoğun duyguyu dışarı yansıtabilmesine gerek ağlama gerek bedensel tepkilerle izin vermek ve bu duyguları kesmemek çok önemli. Zira, dışarı yansıtılamayan duygular kaybolmuyor, aksine bastırıldıkları için psikosomatik olarak beden üzerinden ifade yolu buluyorlar. Bu duyguları yaşadığında sakinleşinceye dek yanında beklemeniz, ona iyi geliyorsa sarılmanız, tıpkı bebeklik dönemlerinde yaptığınız gibi hımm hımm’ gibi yumuşak bir ses tonu ile sürecine eşlik etmeniz, hiçbirini istemiyorsa sessizce beklemeniz sağlıklı olacaktır. Küsmeyin, odasına yollamayın “Ağlama krizlerinde çocuğa küsmek, onu odaya yollamak ve bağırmak kesinlikle olmasını istemediğimiz tepkilerdir” uyarısında bulunan Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, bunun nedenini şöyle açıklıyor “Çocuğu yalnızlaştırarak sakinleşmeye zorlamak ileride güvensiz hisseden ve zor zamanlarında yardım isteyemeyen birey olmasına sebep olabiliyor. Dolayısıyla sakinleşinceye dek yanında kalmanız bu anlamda önemli olacaktır.” İnat ediyorsa, seçenek sunun Bu dönemde çocuğunuzun tepkilerinin arkasındaki duyguyu yakalayabilmeniz büyük önem taşıyor. Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, 2 yaş sürecinin çocukların sınır algısının oluşmaya başladığı bir dönem olduğunu belirterek, şöyle devam ediyor “Anne ve baba olarak ne çok serbest olmalı ne de çok katı durmalısınız. Çocuğunuza seçenek sunarak, kararı o veriyormuş gibi hissettirmeniz kişilik gelişimine fayda sağlayacaktır. Bunun yanında seçenek sunulamayacak bir durum ise yaşadığı hayal kırıklığına eşlik etmeniz yeterli olacaktır. Çocuğunuz yediği yemeye itiraz edebilir ya da sizin seçtiğiniz pijamayı giymek istemiyor olabilir. Böylesi anlarda onun sınırlarına bir adım geri çekilerek alan açmanız gerekiyor. Bunu şimdi yemek istemiyorsun, ben yanlış anlamışım’ diyerek birkaç saat sonra yemek teklif edebilirsiniz. Giymek istemediği pijama yerine makul bir şeyler giymesi için seçenek sunabilirsiniz” “Beni üzüyorsun, canımı acıttın” demeyin! Çocuğunuzun vurma davranışı varsa, canımı acıttın’, bak beni üzüyorsun’ gibi cümleleri kesinlikle sarf etmeyin. Zira, bu tür söylemlerin çocukta suçluluk hissinin artmasına neden olacağına işaret eden Uzman Klinik Psikolog Mine Şahbaz, “Suçlanan çocuk da bu davranış döngüsünü devam ettirme eğiliminde olacaktır. Bunların aksine çocuğunuz size vurduğunda durdurmalı ve bana vuramazsın, birbirimize vuramayız’ cümleleriyle bunu size yapmaması gerektiğini hatırlatmalısınız. Sizin yıkılmadan, ona suçluluk hissettirmeden olumsuz tepkilerini göğüslüyor oluşunuz, bu süreci daha sağlıklı geçirmesine büyük katkı sağlayacaktır. Bana değil yastığa vurabilirsin, topa vurabilirsin’ gibi sonrasında yönlendirmeler yapabilirsiniz. Onun size kızdığını ve bu sebeple böyle davrandığını, bunu gördüğünüzü ama çözümün vurarak olmaması gerektiğini kriz anlarından sonra çocuğunuza söyleyebilirsiniz.” bilgisini veriyor. Birlikte oyun oynayın Evinizde duyusal oyunları ve oyuncakları arttırmanız, çocuğunuzun sakinleşmesini kolaylaştıracaktır. Hamurlar, su oyunları, yumuşak toplar ve sesli müzik aletleri gibi bedenden gelen zorlayıcı duyguları boşaltabileceği bir alan yaratmanız, gün içinde yaşadığı stresi oyuncaklar aracılığıyla bırakmasını sağlayacaktır. Bedensel hareketli oyunları ev içinde çocuğunuzla birlikte oynayarak onun işbirliğine daha açık hale gelmesini sağlayabilirsiniz. BHA - Beyaz Haber Ajansı
merhabalar ezgi hanım size oglum hakkında bir kaç konu beyan etmek istiyorum ve sizce ne yapmalıyım yani bi destek almam gerekirmi yoksa 2 yaşında ki bi cocgun yapıcagı hareketler mi ilk cocugum oldugu için pek bi bilgim yok kitaplar yeterince yeterli olmuyo malesef sorun şu ki bi memnuniyetsizlik gün içinde aşırı duygu degişikliği bu bna normal geliyodu istedigi herşeyi tabi ki zararlı birşey degilse yapıyoruz ama bu sefer yapamadıgımız birşeyde istedigi olmadıgı zaman ani ani kriz geciriyo sanki kndini yere atıyo bagrıyo etrafa zarar veriyo dagıtıyo her yeri annesi olarak durduramıyorum sakinleştiremiyorum daha cok aglmaya başlıyo durumu iza etmeye calısıyorum falan ama olmuyo sizce ne yapmalıyım bu durumda bi psikolağa gitmelimiyiz bu durum yemek yemesini cok etkiliyo gun boyunca az besleniyo ne yapsam yemiyo yani yeterince besin almıyo durumumuz böle ve bu durum gercekten bi anne olarak bni cok korkutuyo sizce ne yapmalıyım.. Cevaplar 2 Merhabalar , çocuğu görüp değerlendirmek çok daha sağlıklı . İstanbul da yaşıyorsanız iletişim kurabiliriz .Sevgiler 11 Ekim 2017 0807 evet istanbul/ Çekmeköydeyiz 12 Ekim 2017 1541 ezgi_albas dan bana ulaşabilirsiniz 13 Ekim 2017 0936
İçerikler2 yaş çocuk gelişimini anlatır mısınız?2 yaş dolaylarında çocuğun yarattığı zorluklar nelerdir?Kriz nedir?2 yaş sinir krizleri nasıl durdurulur?Bu tepkiler, bu krizler sadece 2 yaşında mı görülür?Çocukların hangi özellikleri krizlerin daha sık görülmesine neden olur? 2 Yaş Krizleri, İnatlaşma ve Ağlama 2 yaş, bebekliğin bitimi ile ilk çocukluğun başlangıcı arasındaki geçiş evresidir. Her geçiş evresinde olduğu gibi, 2 yaşında olan çocuk için de, anne baba için de bazı zorlukları vardır. Prof. Dr. Norma Razon ile 2 yaş krizleri üzerine yaptığımız canlı yayından alıntıları aşağıda bulabilirsiniz. 2 yaş çocuk gelişimini anlatır mısınız? Bebeklik dönemi olarak adlandırılan 0-2 yaş, bebeklik dönemi, insan yavrusunun en aciz olduğu, yetişkine en muhtaç olduğu dönemdir. Bu dönemde yetişkinden beklenen; bebeği beslemek, gazını çıkarmak, altını temizlemek, yıkamak, giysilerini-odasını-yatağını temiz tutmak, sağlık ve hijyen koşullarını sağlamaktır. Bebeğe sadece bakım vermek yeterli değildir, bebeğe sevgi ve ilgi göstermek, ihtiyaçlarını zamanında şefkatle karşılamak, onunla konuşmak, oynamak, ona şarkı- ninni tekerleme söylemek, özetle duyu organlarını uyararak gelişimin de desteklemek gerekir. Bebeğini sevgi ile büyüten, ihtiyaçlarına duyarlı davranan, gelişimi için olanaklarını seferber eden, onunla kaliteli zaman geçiren bir anne baba, çocuğunun güven ve bağlanma ihtiyacını doyururken sağlıklı bir iletişimin de temellerini atmış olur. Becerilerine saygı göstererek, bağımsızlaşmasına izin vererek, yumuşak ve tutarlı bir disiplin uygulayarak da onu hayata hazırlamış olur. Bebekliği boyunca yetişkine bağımlı olan, her ihtiyacının karşılanmasını yetişkinden bekleyen çocuk, 2 yaş dolaylarında yürümek, taşımak, anlamak, anlatmak, konuşmak gibi bir takım beceriler kazandıkça bağımsızlaşmak, suyunu kendi içmek ister, kaşığı eline alıp kendi yemek ister, giysilerini çıkarmaya çabalar, müdahale istemez, yardım istediğinde de yardımın anında gelmesini ister. Bir takım işleri kendi becerirken, bir takım işlerde de ona hizmet eden yetişkine engeller. Örneğin yemek istemeyince ağzını kapatır, yetişkin kaşığı ağzına sokamaz. Hırka giymek istemeyince kollarını kavuşturur, yetişkini hırkasını giydiremez. Ayakkabısız gezmek isteyince, ayak bileğini çevirir, yetişkin ayakkabısını giydiremez. Böylece yetişkine kafa tutan, aklına koyduğunu yapmak isteyen bir çocuk çıkar anne babanın karşısına. Bu nedenle de 2 yaş dönemine negatiflik dönemi terrible twos adı verilir. Birçok kişi iki yaş sendromu tabirini kullansana uzmanlar bu tabiri pek kullanmazlar. 2 yaş dolaylarında çocuğun yarattığı zorluklar nelerdir? Beceriler kazanıp özgürleşen çocuk, engellendiğinde, kısıtlandığında, zora geldiğinde sadece kafa tutmakla, ağlamakla kalmaz, kriz yaratabilir. Örneğin ● Uyku saati gelmiştir, çocuk TV izlemek ister, ● Annenin elinde paketler varken kucağa alınmak ister, ● Markette alışveriş yapılırken çikolata aldırmak ister, ● Parka giderken, simitçiden simit, baloncudan balon ister, ● İstemediği halde bezi değiştirilirse, banyoya sokulursa, pijama giydirilirse çocuk kriz yaratabilir. Tüm bunun gibi durumlarda 2 yaş bebeklerde ağlama krizi görülebilir. Kriz nedir? Çocuk engellenince, kısıtlanınca yaptığı tüm uygunsuz tepkileri kriz olarak adlandırıyorum mızırdanma, ağlama, bağırma, tepinme, kendini yere atma, başını yere vurma, elindekini rasgele fırlatma, yanındakine ya da kendine vurma, alnını sivri bir yere çarpma, kontrolden çıkma, durdurulamaz bir hal alma …. Bu tepkiler başta hafiftir giderek şiddetlenir. Tepkilerin şiddeti, süresi ve sıklığı çocuğa ve anne baba tutumuna bağlıdır. Tepkiler çocuğa bağlıdır dedim çocuk ne kadar dirençli ise, yaşadığı kırıklık ve öfke ne kadar büyükse, krizle istediğini elde etmeye ne kadar alışıksa, krizler o kadar çoktur. Anne–baba ne kadar telaşlı, sabırsız, panik, kararsız, zaaflı ise, krizler o kadar sık tekrarlanır. 2 yaş sinir krizleri nasıl durdurulur? ● Sakin, sabırlı,soğukkanlı, kararlı ve tutarlı olmak ● Engellemenin gerekçesini kısa ve net anlatmak ● Pazarlık yapmamak ● Anlayışlı, esnek olmak ama tavizkar olmamak Örneğin Çocuğunuz yemekten önce kurabiye istedi, siz de Şimdi yemek saati, yemekten önce kurabiye yenmez, iştahımız kapanır” dediniz. Çocuğunuz da kendini yerden yere attı, tabağını fırlattı, suyunu döktü, kucağınıza aldınız, yüzünüze vurdu. İşte size bir kriz! Yapmanız gereken Çocuğa, sakin, soğuk ve çok alçak bir ses tonu ile Anlıyorum, kurabiye istiyorsun, yemekten önce kurabiye yenmez. Sana kurabiye vermedim diye kızgınsın. Kızgınsın ama anneye vurmak yok, vurdun acıdı, anneye vurulmaz. Tabağı fırlatmak, suyu dökmek de yok” deyin. Olduğunuz yerde kalın veya sakinleşeceği bir yere götürün, yanından ayrılmayın. “Sen de ben de sakinleşene kadar buradayız.’’ deyin. O anda uzun uzun konuşmayın nasihat etmeyin Hatanı anladın mı?’’ diyerek üzerine gitmeyin. Bir süre sonra anne ve çocuk ikiniz de sakinleşince Biliyorum artık anneye vurmayacaksın, çok kızgın olduğunda bu yastığa vurabilirsin” deyin, vurabileceği bir yastık gösterin, hemen öpüp koklamayın, aşırı ilgi göstermeyin. Bu tavır küsmek değildir, küsmek uygun bir davranış değildir. Bu öfke krizleri bazen tahmin edilemeyecek kadar küçük bir nedenden çıkabilir. Çocuk öfke krizi yaşasa da, kendine, size ve eşyaya zarar vermemesi gerektiğini öğrenmelidir. Küçücük bir çocuğun öfke krizi yaşaması, aileyi şaşırtır. Bu durumda gülmek, çocuğa sarılıp öpmek, çocukla alay etmek veya ona bağırmak, vurmak, onu odasına kapatmak krizlerin tekrarlanmasına yol açar. Çocuğun isteğine “hayır” dedikten sonra, kriz yaşamamak için ’hayır’ı, “evet”e çevirmeyin. Çocuğa “hayır” demeden önce iyi düşünün, “hayır” demeyi gerektirmeyen bir durumsa baştan “evet” diyerek kriz yaratmayın. Çocuğun ihtiyacı Kararlı, tutarlı ve paralel davranan bir anne baba, kendisine uygulanan kuralların ve sınırların net olduğu sıcak ve sevecen bir aile ortamıdır. Bu tepkiler, bu krizler sadece 2 yaşında mı görülür? Tabii ki her yaşta görülebilir. En şaşırtıcı olanlar 2 yaşta görülenlerdir. Daha öncesinde bebeğin daha bağımlı, anne babanın da daha ılımlı, daha hoşgörülü olduğu dönemde pek görülmez. Bebek, aç olunca veya yemek istemeyince, çok uykusu olunca veya uykuya dalamayınca, gazı olunca, karnı ağrıyınca, altı kirlenince, pişik olup canı acıyınca, derdini anlatamaz, ağlar, anne baba da bebeğini sakinleştirmeye çalışır. 2 yaşındaki çocuk , işaretle, sesle, hareketle derdini anlatabilir hale gelir, bu beceriyi kazanmış çocuğun, “hayır”ı kabullenmemesi, öfke krizi yaratması anne-babayı şaşırtır, korkutur. 2 yaş çocuğu “Hayır” a tahammül edemez. ”Hayır” denince tam tersini yapar. “Çiçeğe Dokunma” dersiniz, dokunur. “Hamuru yere atma” dersiniz, atar. Sanki “Hayır”, “Dokunma”, “Atma” demek çocuğa tersini yaptırıyor. “Çiçeğe dokunmuyoruz, çiçeğe dokunmak yok, çiçeğe dokunmanı istemiyorum deyip, çocuk aksiyona geçmeden onu durdurmak, “Bak burada oyuncakların var onlara dokunabilirsin” demek daha etkili olur. Çocuk her çiçeğe dokunduğunda aynı tepki ile karşılaşırsa, bir süre sonra doğru davranışı öğrenecektir. Sonunda da “Evet öğrendin, çiçeğe dokunmuyorsun, teşekkür ederim’’ demek doğru davranışı pekiştirecektir. Çocukların hangi özellikleri krizlerin daha sık görülmesine neden olur? Bazı çocuklar çok inatçı, çok ısrarcıdır, tutturdular mı, vazgeçirmek zordur. Bazı çocuklar isteklerini erteleyemezler, sabırsız ve dürtüseldirler. Bazı çocuklar kuralsız ve disiplinsizdirler, onlara söz geçirmek mücadele gerektirir. Bazı çocuklar, kriz yaparak istediklerini elde edeceklerini bilirler. Tabii ki bu çocuklarda daha çok kriz görülür. Anne babanın tutumu da bu krizlerde etkilidir. Anne baba çocuğuna sınır koymamış, “hayır” dememiş, çocuğun bir dediğini iki etmemişse krizler, tahammül edilmez boyutlarda olur ve uzun sürerler. Anne baba çocuğunu yetiştirirken, disiplinli, kararlı, tutarlı davranmışsa 2 yaş krizleri daha seyrek, daha hafif olur ve daha kısa süre. Aileyi bir gemiye benzetebiliriz, anne baba kaptandır. Geminin denizde seyir kuralları vardır. Hem deniz trafiğine uymak gerekir, hem de kaptanın dediklerini uygulamak gerekir. Gemi içi kurallarına da uyulması şarttır, aksi takdirde gemi karaya oturur. Dümeni çocuk ele geçirirse, gemi batar. Ailenin gemiye üstünlüğü, anne babanın sevecen, ilgili, anlayışlı, sevgi dolu olması, kurallarında esnek davranabilmesi, anne babanın kararlı ve dengeli tutumunun çocuğu güvende hissettirmesidir.
* Fotoğrafdakiler kızlarım Maya ve Erin, 2 yaşına yaklaşırken, yıl 2007. “2 Yaş Sendromu” olarak bilinen ve bu yaştaki çocukların 1,5-3 yaş arası dönem, ebeveynler arasında talepkar, inatçı, agresif olarak tanımlandığı bu durum, aslında bir sorun veya sendrom olmaktan ziyade biz ebeveynlerin çocuklarımızın bu dönemdeki dünyasını ve gelişim ihtiyaçlarını net anlayamamamızdan kaynaklanıyor genelde. İyi haber, biz ebeveynler olarak çocuğun dünyasına girip onun neyi neden yaptığını daha iyi anladığımız zaman, hem sabrımız ve anlayışımız artıyor, hem de kendi yaratıcılığımızı ve iç güdülerimizi kullanarak sorunlara çok daha kolay çözüm üretebiliyoruz. Dönemin genel özellikleri Çocuk kendi yeterliliklerini ve becerilerini sergilemekte ısrar eder çünkü bu onun için “bu dünyada artık ben de varım” demenin bir şeklidir, kendi kimliği ile ilgili farkındalığın arttığı bir süreçtir. Mümkün olduğunca bağımsız hareket etmek ve birçok şeyi tek başına yapmak ister. İki ekstrem uçta yaşar. Bu büyüme sürecinin bir parçasıdır. Bir an dışa dönük ve aktifken, diğer bir an utangaç olabilir. Ya da kendisinin tek başına yapmasının zor olduğu birşeyi tek başına yapmak isterken, tam tersi kendisinin yapabileceği şeyleri sizin yapmanızı isteyebilir. Bir an kendisi yemek ister, başka bir an yedirilmek ister. Arkadaşının oyuncağını elinden alır, ama sonra hemen ilgisini kaybeder. Bu onun için bir kararsızlık dönemidir. Seçim yapmakta zorlanır, ve sık sık fikrini değiştirir. İnatçı, emredici ve talepkar olur. Ama bu kendinden emin olduğu için değil, tam tersi güvensiz hissettiği içindir. Dünyanın ne kadar büyük ve kendisinin ne kadar küçük olduğunu farketmeye başlar, bu da onu korkutur. Eğer, dünyanın anne ve babasından oluşan küçük bir kısmını bile kontrol edebilir ya da yönetebilirse, kendisini daha güvenli hissedeceğine inanır. Zaman kavramı gelişmemiştir, şu anda yaşar. Gelecek onun için birşey ifade etmez. “5 dakika sonra” demenin hiçbir anlamı yoktur onun için. Dolayısıyla birşey istediği zaman, onu şimdi istiyordur. Olmaması büyük hayal kırıklığı yaratır. Meraklı ve tezcanlıdır. Çevresini keşfetmeyi çok sever ama her istediğinin her yapılamayacağı fikrine alışana kadar çatışmalar yaşanır. Özellikle 2,5 – 3 yaş arası daha kolay yoruluyor olabilir. Daha çabuk uykusu gelebilir veya daha fazla kucakta taşınmak isteyebilir. Diğer çocuklarla oynamaktan daha çok keyif alır ama hala oyuncaklarını paylaşmak istemeyebilir. Zaten bu dönem hala beraber oynamak yerine, yanyana –paralel- oyun oynama dönemidir. Hayal ile gerçeği ayırmada sorunu vardır. Rüyalar gerçek görünür, canavarlar gerçekten yatağın altında yaşıyor gibidir. 3 yaşına kadar çocukların duygusal sağ beyin yarım küreleri egemendir. Dolayısıyla mantık, sorumluluk ve zaman kavramı onlar için pek söz konusu değildir. Dolayısıyla bu dönemde kendilerini çok kolay kaybedip, güçlü duygusal tepkiler verirler; yoğun ağlama krizleri, öfke nöbetleri, istediği şeyleri ağlayarak, vurarak, tekmeleyerek elde etmeye çalışmak gibi. Bu saldırganlık ve agresiflik değildir aslında. Henüz duygularını regüle etme becerisine sahip değildir ve ihtiyaçlarını karşılamak için bildiği tek yol da bunlardır. İşte size bu dönemde çocuğunuzunla daha uyumlu ve keyifli bir ilişkiniz olmasını sağlayacak 10 ipucu 1. Bağımsızlığını desteklemek Bağımsızlığını, mümkün olduğunca çok kendi başına birşeyler yapmasını destekleyin ve temel becerilerini geliştirmesine yardımcı olun. “Daha küçüksün yapamazsın” demek yerine yapabileceği birşeyler bulun. Biliyorum onun çorabını kendi kendine giymesi 15 dakika alırken, belki siz 10 saniyede giydirebilirsiniz. Ne kadar yoğunsunuz ve birçok sorumluluğunuz var onu da biliyorum. Ama bunu bir yatırım olarak görün ve günlük programınızı buna zaman ayırabilecek şekilde planlamaya çalışın. Ona bol bol zaman verin. Aslında onu ne kadar acele ettirirseniz, iş o kadar uzun sürecektir. Eger sabırsızlığını ve onu hızlandırmaya çalıştığınızı hissederse, daha da ağırdan almaya başlayacaktır. Çocuğa kendi becerilerini geliştirme zamanını ve pratik şansını vermek aslında hem onun kendini daha özgüvenli hissederek daha uyumlu olmasına, hem de büyüdükçe birçok şeyi tamamiyle kendi yaparak hayatınızın kolaylaşmasına neden olacak. Özellikle kendi kendine yemek yemeyi öğrenmesi bence bu dönemin en önemli becerilerinden biri. Lütfen ona bu şansı verin. Sonunda siz de kazançlı çıkacaksınız. 2. Rutin ve düzenli bir hayat Rutin ve düzenli bir hayat her yaşta çocuk için önemli ama özellikle bu dönemde daha da kritik çünkü bu yaş dönemindeki çocuk tekrarı, herşeyin aynı zamanda ve aynı yerde olmasını çok sever. Bu ona güven verir ve birçok potansiyel öfke nöbetini engeller. Mümkün olduğunca hergün aynı yemek, oyun ve uyku saatleri ve örneğin uyku öncesi rutininde aynı sırada aynı şeylerin yapılması, sabah uyanınca yuvaya hazırlanırken yine aynı sıranın takip edilmesi onun daha fazla işbirliği yapmasını, sizin de işinizin kolaylaşmasını sağlar. Ayrıca düzenli bir hayatı olan çocuğun uykusuzluk, yorgunluk ve açlık gibi fiziksel nedenlerle öfke krizleri yaşama ihtimali daha düşüktür. 3. Duygularını ifade etmeyi öğretmek Bu yaş dönemi hala kendisini ifade etmekte zorlandığı bir dönem, bu da öfke krizlerinin en temel nedenlerinden biri. Bunu engellemek için ona yapabileceğiniz en büyük iyilik, ona duygularını ifade etmeyi öğretmek ve duygularını görmezden gelmek yerine onaylamak. Ama bunun için önce sizin çocuğunuzu sadece pozitif değil bütün duygularıyla kabul ediyor olmanız gerekir. Yani “bunda üzülecek, kızacak ne var, bebek gibi davranıyorsun, ya da erkek adam ağlamaz” gibi yaklaşımlar yerine “kızgın görünüyorsun, şu an parka gidemediğimiz için kızdın değil mi?” veya “en sevdiğin elbisen leke olduğu için şu an onu giyemiyorsun, üzgün olduğunu biliyorum” gibi yönlendirmelerle, zaman içinde o da duygularını ve kendini daha iyi ifade edebilecek, bu da duygularını daha rahat kontrol etmesini ve size güvenmesini sağlayacaktır. 4. Az mümkünse hiç televizyon, bol bol oyun ve hareket Televizyon, ipad ve bilgisayar oyunları, özellikle 3 yaşından küçük çocukların sadece beyin gelişim potansiyelini engellemekle kalmayıp, davranışları üzerinde de olumsuz etki yaratıyor. Ekran önünde uzun zaman geçirildiğinde çocuğun mantık ve düşünme becerilerini kontrol eden korteks tembelleşirken, reaksiyonel alt beyin hiperaktif hale geliyor. Ayrıca çocuk ekran önünde uzun süre hareket etmeden durduğu zaman, sonrasında bir enerji patlaması yaşıyor, hareket etme ihtiyacı duyuyor, ama aile “dur, yapma, otur” gibi komutlarla hareketini engellediği zaman enerjisini atamamış olan çocuk hassas ve tepkisel hale geliyor. Çocuğun ekran önünde geçirdiği uzun zamanlar, oyun zamanını, dil gelişimini, dolayısıyla kendini ifade becerisini ve yaratıcılığının gelişmesini engelliyor. Bu dönemde çocuğa ne kadar çok hareket etme, oyun oynama, keşfetme, deneme, konuşma, 3 boyutlu dünya ve doğa ile iç içe olma fırsatı yaratırsanız, davranışlarında o kadar fazla uyum göreceksiniz. 5. Sık sık bağlantı kurmak Çocuklarımızın günlük hayattaki sorumlukları bazen aramızdaki bağın zayıflamasına, eğlendiğimiz ve birbirimizin keyfini çıkardığımız zamanların azalmasına sebep olur. İlişkimiz biz fark etmeden çoğunlukla “şunu yap, bunu yapma” şeklinde komut ve isteklerden ibaret hale gelir. İşte çocuklarımızın en olumsuz davranışları da bu kopukluklarla beraber tetiklenir. Tüm günlük sorumluluklarımızla beraber, bu özel sevgi bağını da güçlü tutmak için onlarla özel ve kaliteli zaman geçirmek çok önemli. Kaliteli zaman illa da çok uzun saatler geçirmek anlamına gelmiyor, o beraber geçirdiğiniz süre içinde ilginizi tamamen ona vermek anlamına geliyor. Ya da bazen 1 saniyelik sevgi dolu bir bakış, 1 dakikalık sıkı sıkı sarılmak, 10 dakika beraber kitap okumak, veya sevdiğiniz bir şarkıda beraber dans etmek kadar kısa ve basit eğlenceler bile çocuğunuzla olan bağınızın güçlü kalmasını sağlayacak ve onun da sizden bu özel ilgiyi almak için farklı tepkisel davranışlara girmesine gerek kalmayacaktır. Size bir ipucu daha; ondan birşey yapmasını istemeden önce onunla bağlantı kurarsanız, yani göz hizasına inmek, gözlerine bakmak, belki bir öpücük veya sevgi sözcüğü ile ilgisini çekerseniz, ardından talebinize uyum sağlama ihtimali daha yüksek olur. 6. Seçim hakkı vermek Seçim hakkı olan çocuk kendini güçlü hisseder. Ama bu yaş döneminde kararsızlık hat safhada olduğu için en fazla iki seçenek verin. Ayrıca seçenek vererek, o farkında bile olmadan, ona daha fazla istediğiniz şeyleri yaptırmanız mümkün. “Mavi pantolonu mu istiyorsun, kırmızıyı mı?”, “Önce çorabını mı giymek istiyorsun, pantolonunu mu?”, “Brokoli mi istiyorsun, havuç mu?”. Ya da paltosunu giydirmek istiyorsunuz ama direniyorsa “Önce sağ kolunu mu sokmak istersin, sol kolunu mu? diye sorarak ilgisini çekebilirsiniz. Genelde en son söylendiği için, ikinci seçeneği seçme şansları daha fazla olur, o yüzden tercih ettiğinizi ikinci seçenek olarak sorabilirsiniz. 7. Sınır çizmek Çocuğunuzun kendini güvende hissetmesi için belli sınırlar içinde büyümeye ve yeri geldiğinde “hayır” kelimesini duymaya ihtiyacı var. Ama sınır çizmenin de bazı taktikleri var. Sınır koymadan önce, isteğini anladığınızı ifade edin ve duygularını onaylayın.“Biliyorum şu anda o çikolatayı yemeyi çok istiyorsun, çok seviyorsun değil mi? Ama şu an yemek zamanı, yemekden sonra yiyebilirsin”. Veya kırılabilecek bir eşyaya dokunmak istiyor “hayır dokunma” demek yerine oynayacağı başka birşey bulup “Bu oynamak için değil, ama şununla oynayabilirsin” diye yerine başka bir alternatif vermek daha az tepki vermesini sağlayabilir. Ve şimdi en önemlisi, bunların da işe yaramadığı, ağlama ve öfke krizine girdiği durumlarda ki bol bol olacak, sakinliğinizi koruyup, ona sarılın, ya da başını okşayın, yanında olun, sevgi gösterin, duygularını ona geri yansıtın. “Şu an çikolatayı yiyemediğin için çok kızdın biliyorum, gerçekten yemek istiyorsun, hayal kırıklığına uğradın”. Sakinleşene kadar buna devam edin. Ama kesinlikle istediğine boyun eğmeyin. Çocuğunuzun bundan alacağı mesaj ailenizde belli kurallar ve sınırlar olduğu, bunlardan ödün vermeyeceğiniz, ama çocuğunuz bu yüzden hayal kırıklığı yaşarken de, bu zor anında onun yanında olacağınız. Bu davranışları görmezden gelmek ve ilgi göstermemek eski ekol ebeveynlik. Duygusal zekası yüksek bir çocuk yetiştirmek istiyorsanız çocuğunuzun hiç bir duygusunu görmemezlikten gelmeyin. Öfke nöbeti, ağlama ve kriz anında ondan mantık beklemek, ona mantıklı açıklamalar yapmak, disiplin vermek ve bir ders öğretmeye çalışmak ancak durumu daha kötü yapar. Yanında olarak sabırla ağlamasının bitmesini ve sakinleşmesini bekleyin, gerekirse sonrasında ondan beklediğiniz davranışı kısa ve öz olarak tekrar anlatın. 8. Takdir etmek Ebeveynler olarak çocuklarımıza en çok ilgiyi olumsuz davranışlarda bulunduklarında veriyoruz aslında. Çocukların aksi davranışlarının en büyük nedeni de bu. Mesela sessiz sakin oturmuş oynayan bir çocuğu “aferim sana, ne güzel tek başına oynuyorsun, benim de bu arada yemeği pişirmeye zamanım oldu, teşekkür ederim kızım” demek pek aklımıza gelmez. Sonra çocuk bakar ki, pozitif davranış ona pek ilgi alaka getirmiyor, başlar bir bahane ile sorun çıkarmaya ve işte o zaman negatif de olsa bir çeşit ilgi görmüş olur. Leyla Navaro çok güzel söylüyor; “Çocuğun birşeyi yapamadığı, beceremediği zamanlarda hemen olumsuz eleştiride bulunup olumsuz tepki vermek yerine, onun davranışlarını ve çabasını desteklemek gerekir.” Böylece olumlu davranışlar artarken, olumsuz davranışlar azalır. 9. Takım olmak Bu dönemde çocuk, anne babayı birbirine düşürerek hedefine ulaşmak için onları manipule eder. O anda kim müsait değilse, ondan ilgi ister. Mesela baba yardım ederken, anne yapsın diyebilir, bu da babanın duygularının incinmesine neden olabilir veya tersi. Ama bunu kişisel almayın, çünkü o anda kim müsait değilse özellikle ondan yardım ister. Herkes müsaitse de, kendisi yapmak ister. Ama en zorlu zamanlarında genelde yine de anneyi tercih eder. Anne baba olarak, çocuğun hangi davranışlarına karşı nasıl yaklaşacağınız konusunda önceden konuşup ortak bir noktaya varırsanız ve ortak hareket ederseniz, çocuk sizi bir takım olarak görecek, hem size olan güveni artacak, hem de manipulasyon çabaları zamanla azalacaktır. 10. Örnek olmak Bu dönem çocuğun herşeyi ve herkesi taklit ettiği dönem. Sürekli sizi izliyor ve örnek alıyor. Çocukta görmek istediğiniz davranışları kendiniz sergiledikçe, bu davranışları onda daha çok göreceksiniz. Öfke nöbetlerinde sakin kalmayı başardığınız zaman sakinliğinizi, bağırdığınız zaman bunu örnek alacaktır. Sakin ve sabırlı ebeveyn olmanın temelinde de, hem bireysel hem de çift olarak kendi ihtiyaçlarınızı karşılamak için kendinize zaman ayırmak var. Arada sırada da olsa çocuğunuzdan ayrı zaman geçirmek, kendi ihtiyaçlarınıza odaklanmak ve deşarj olmak, zor anlarda çocuğunuzuna karşı sabrınızı yüksek tutmanıza yardımcı olacaktır. Yine bu yaş dönemi ile ilgili 1 – 3 Yaş Arası Çocuğunuzla Keyifli Ebeveynlik İçin 5 Önemli İpucu yazım da size farklı ipuçları verebilir. Umarım faydası olur. Sevgilerimle Ahu Tükel Pediatrik Uyku ve Ebeveyn Koçu Mutlu Çocukların 10 Vazgeçilmez İhtiyacı ÜCRETSİZ EĞİTİM SERİSİNE aşağıdaki resme tıklayıp kayıt olmanızı da çok isterim. Ebeveynlik yolculuğu uzun bir yolculuk ve bu eğitim serisi size çocuğunuzun sağlıklı gelişimi ve daha keyifli ebeveynlik konusunda şimdiden çok yardımcı olmaya başlayacaktır.
2 yaş sendromunun en belirgin özelliği; ebeveynlere göre anlamsız sebeplerden çıkan ve bitmek bilmeyen ağlama krizleri. Genellikle 1-3 yaş arasında yoğun olarak görülür. Bu davranışa sebep olan etken temelde; bu dönemde çocukların sosyal ve duygusal becerilerinin yeni gelişiyor olması ve çocukların duygularıyla baş etmeyi ya da ifade edebilmeyi bilmiyor olması. 2 yaş sendromu ağlama krizleri, çocukların bu büyüme döneminde gösterdikleri doğal bir tepkidir. Çocuklar bu sendrom döneminde birey olmaya başlarlar, istediklerinin olmadığı durumda yoğun hayal kırıklığı hissiyle baş başa kalırlar. Bu yoğun duyguya karşılık ise ağlamaktan başka bir baş etme mekanizmasına henüz sahip değildirler. Ne kadar sürer? 2 yaş sendromu ağlama krizleri ortalama olarak 15 dakikadan az sürer ve günde en fazla 5 kez olması beklenir. İki kriz arasındaki ruh halinin de pozitif olarak tanımladığımız, mutsuz olmadığı şekilde sürmesi önemlidir. Kendisine ya da yakınındakilere zarar vermemesi gerekir. Bu durumların üzerindeki davranışlarda profesyonel destek almayı öneririz. Neden olur? İstedikleri şey olmadığında genelde engellenmiş hissi yaşarlar. Keşfettikleri ve çevrelerindeki tüm bilgiyi emdikleri dönemde bu engellenmişlik hissi hayal kırıklıklarına sebep olur. Çocuğun isteklerine “hayır” demeyi en aza indirmek için çevre düzenlemesini öneririz. Örneğin çevrede almak isteyebileceği ama tehlikeli olabilecekleri göremeyeceği yerlere kaldırmak, B planı olarak dikkatini dağıtacak şeyler bulundurmak faydalı olacaktır. Çocuk dikkat çekmek için bu davranışı sergiliyor olabilir. Ebeveynleri onunla ihtiyacı kadar ilgilenmediği durumda çocuk eksiklik hissi yaşar ve bunu ağlayarak gösterir. Bu durumları yaşamamak için çocukla geçirilen keyifli zaman yaratılmasına dikkat edilmelidir. Çocuğun pozitif zamanlarda ailesi ile zaman geçirmesi, daha sonra ağlayarak bunu talep etmesini engeller. Ayrıca çocuk ağladıkça onunla ilgilenmek; bir süre sonra öğrenilmiş davranışa dönüşebilir. Çocuk ağlamadığı durumlarda ilgilenmeyip, çocuk ağladığında onunla ilgilenirseniz çocukta bu “ağlarsam annem benimle ilgilenir” kodalamasını oluşturur. Henüz kendilerini tam olarak anlatamadıkları, çevreleri tarafından da anlaşılmadıkları bir dönemdir. Kendilerini ifade etmekte yaşadıkları zorluk, çocukları bu sürece itebilir. Ayrıca düzen çocukların daha sakin olmaları konusunda önemli bir faktördür. Çocuklar doğduklarından itibaren düzene duyarlıdır. Düzenli beslenme saatleri, uyku saatleri, çevrenin düzenli olması ve genel olarak eşyalarının aynı yerlerde olması oyuncaklarının yerlerinin belli olması, kıyafetlerine her zaman aynı yerden ulaşabiliyor olması gibi… Ağlama Krizinde Neler Yapılmalı? Sakinliğinizi koruyun Ebeveynin sakin kalması en önemli konudur. Eğer ebeveyn telaşlanır, kızar, üzülür ise bu durum çocuğa direkt geçer ve ağlama krizini tetikler. Bu nedenle ilk adım sakin kalmak olacaktır. Anlamaya çalışın Sakinliğinizi korurken çocuğunuzun ağlama sebebini bulmaya çalışabilirsiniz. Fiziksel bir sorunu olabilir mi aç olması, düşmüş ya da bir yerini acıtmış olması, yorgun ya da uykusuz olması gibi. Böyle bir durum varsa çocuğunuzun sakinleşmesini bekleyip ona sevginizi gösterdikten sonra öneri sunabilirsiniz hadi birlikte şunu yapalım ne dersin gibi. Ancak öneri sunmak için biraz sakinleşmesini beklemelisiniz. Tabii sonraki süreç için de fiziksel ihtiyaçlarını düzenli olarak karşılamaya özen göstermelisiniz. Çocukların uyku saatleri kaçtığında huzursuzlukları artabilir ve ağlama krizini tetikleyebilir. Eğer fiziksel bir sorunu yoksa, istediği bir şeye olmaz dediğiniz için ağlıyorsa sakinleşmesini bekleyin. Ağladıktan sonra kabul edip istediğini yaparsanız bunu yanlış kodlayacak ve her istediği için ağlamaya başlayacaktır. Sonraki süreç için çocuğunuz bir şey istediğinde mantıklı ise yapabilirsiniz, çocuğun keşfetmesi için esnek bir çevreye sahip olmasını destekleyebilirsiniz. Tehlikeli ya da yapmaması gereken bir şey ise dikkatini farklı yönlere çekebilirsiniz. Anladığınızı gösterin İstediği şeyi onaylasanız da onaylamasanız da onu anladığınızı cümlelerle ifade edebilirsiniz. Çocuğunuzun isteğini farklı cümlelerle ve hatta aynı cümlelerle tekrarlayın. Onu anladığınızı görmesini sağlayın. Yanında sessizce bekleyebilirsiniz Sebepsiz bir ağlama krizi sırasında çocuğunuzun yanından ayrılıp onu daha çok yalnızlaşmış hissettirmemelisiniz. Ne yaparsa yapsın çocuğunuzun yanında olduğunuzu bilmeli. Sevginizi gösterin Ağlama krizi esnasında sakinleştirmeye çalışmak çok ie yaramayacaktır. İyi gözlemleyip sizin müdahale etmenize izin verdiği anı bulmalısınız. Bu anda çocuğunuza sarıldığınızda, sevginizi gösterdiğinizde sakinleşmesini destekleyebilirsiniz. Yer değiştirin Ağlamaya başladığı anda, ve krizin büyüyeceğini düşündüğünüz anda hızlıca yer değiştirip dikkatini dağıtabilirsiniz. “Sen bunu görmüş müydün” gibi şaşkın bir ifadeyle konuştuğunuzda dikkati size kayabilir. Olay yerinen uzaklaşıp farklı şeylerden konuşmaya başlayabilirsiniz.
2 5 yaş ağlama krizleri